14
Eki

perşembe yaylasıYaylamız Perşembe Yayla’sı Bozkır ilçesinin şirin kasabalarından olan Söğüt Kasabası’na aittir. Perşembe Yaylası Hadim sınırları içerisinde bulunmakta ve yaklaşık Söğüt Kasabası’na 25 km, Bozkır’a 45 km, Konya’ya 150 km’ dir.

Perşembe Yaylamıza iki şekilde ulaşım yapılabilir. Birincisi Konya-Bozkır Yolu’ndan Bozkır’a yaklaşık 7-8 km kala Türbeler Yolu dediğimiz Tepelice, Küçük Hisarlık, Söğüt, Dereriçi, Dedemli ve Korualan yol ayırımında Bozkır-Hadim yolu takip edilerek Korualan içinden Toroslara tırmanan yaylalar yoluyla gidilebilir. İkinci yol ise Konya-Ermenek Yolu’ndan Hadim’den Korualan’a gidilerek yine yaylalar yoluyla gidilebilir.

perşembe yaylası 2Adını Roma ve Bizans dönemlerinde Perşembe günleri kurulan panayırdan aldığı rivayet edilen Perşembe Yaylamız; Toros Dağları’nın eteğinde çevre yaylalara köprü görevi yapmaktadır. Tarihte İpek Yolu görevi yaptığı rivayet edilen Perşembe Yayla’mız bu görevini diğer yayların yollarını buradan geçmesi ve merkezde olmasıyla göstermektedir.

Yaylamıza komşu yaylar ise Doğusunda Dereiçi (Gederet) Yaylası, Batısında Büyük Hisarlık Yaylası, Güneybatısında Küçük Hisarlık Yaylası ve Dedemli Yaylası, Güneyinde Gevne ve Payallar Yaylası, Kuzeyinde Korualan (Gezlevi) Yaylası bulunmaktadır.

perşembe yaylası 3Perşembe Yaylamız en büyük özelliği Roma ve Bizans’tan kalma kabartmaların olmasıdır. Bunları gösteren taşları Meydancık dediğimiz alandaki taşlarla Düden dediğimiz Göksu Irmağı’nın kolu olan Gökdere’nin battığı Düden’deki mağara içinde bulunmaktadır.

Yine yaylamızı yayla yapan suyunun bol olmasıdır. Adını yaylamızdan alan Perşembe Pınarı en büyük özelliği yerden kaynaması, suyunun çok soğuk ve tatlı olmasıdır. Buda su şirketlerinin gözünden kaçmamış bu suyu almak için uğraşmışlar fakat alamamışlardır.

Yaylamızın diğer bir özelliği küçük bir ovayı andırması ve yaylamızın ikiye bölen bir çayın yaylamızın ortasından geçmesidir. Bütün bu özellikleriyle Konya, İstanbul ve Avrupa da oturan kasaba halkı yaylaya yeni yeni evler yaparak yerleşim yeri yapmaya çalışmaktadırlar. Birde buna temmuz ayında yapılan şenlikler daha da özendirici hale getirmektedir.

perşembe yaylası 4Mayıs-Haziran ayında yaylaya çıkan kasaba halkı havalar soğuyuncaya kadar yaylada kalır. Elektrik, su ve telefon problemi olmayan yaylamız hava, su ve yeşilliğiyle daha da cazip hale gelmiştir.

Perşembe Yayla’mız ortadan geçen deresiyle, Çiçeklice’deki çiçekleriyle, Sinek kıran’daki mantarlarıyla, Çalbalı’daki karıyla, Kazanlı’daki Gücük Su’yuyla, Değirmen Deresi’nden gelen kekik kokusuyla, Düden’iyle, yüzmeye gittiğimiz Değirmen Deresi’yle, taş yuvarlanan Dağanlık’ıyla, karpuzu çatlatan soğuk Perşembe’siyle yaylamıza ayrı bir hava katar.
İşte o yaylamıza gidişimiz destan gibi olur. Başlanırdı bir haftadan önce katırlarla ağrık taşınmasına, keçilerin peşinden meleyerek giden oğlakların yaylaya gidişi bayramı andırırdı. Geceleri ineklerle yolculuğumuz hoha! ile başlardı.

perşembe yaylası 5Yolculuğumuz hayvanlarla aşağı yukarı 7-8 saat sürerdi. Kandaklara gelince çay ve kekik kokuları hele hele kandakları sayarak yaylaya yaklaşmamız bir başka olurdu. Bir de Meydancık Bileni’ne çıkınca yaylanın tüm güzellikleri bize bütün yorgunluklarımızı unuttururdu.

Doğa harikası gibi yeşilliklerin içinde tepesinde karlarıyla duran Çalbalı, yok mu benim üzerimde top oynayacak baba yiğit diye göğsünü açmış Meydancık’ı, ortadan geçen kıvrım kıvrım Gök Deresi, sarı sarı çiçekleri ile gel de piknik yapalım diyen Çiçeklice’ si, dağlardan gelen kekik ve çay kokusu, içilmesine doyum olmayan soğuk Perşembe’si, bütün nimetler içinde ölümü ve geçmişimizi unutmamamızı isteyen mezarlığı…

perşembe yaylası 6Yaylada önce bir ay kızlar ve gelinler kalırlardı. Neneler ise köyde kalıp ot işlerlerdi. Kızlar akşam çayırda ay ışığında ip atlarken, gündüzleri ise pikniğe giderlerdi Çiçeklice’ye. Biz ise Meydancık’ ta top oynardık yâda büyüklerimiz haydi derlerdi; evlilerle-bekârlar, okumuşlarla-okumamışlar, Konyalılarla-köylülerin kurduğu iki takımın maç yapışını seyrederdik. Bazen Meydancık Bileni’nde köyden eşekle gelen birini gördüğümüzde sanki koro halinde köycü geldi ha! deyişimiz kulaklarımda çınlıyordu.

Keçiler sağıldıktan sonra oğlağı koyuver loyn oğlak çobanı! diye bağırmalarımız hele bir de oğlakların anneleri ile kavuşma anları görülmeye değerdi.

Cuma günü arabaların önüne koşardık hediyemiz geldi mi? diye, Çalbalı’dan getirilen karın pekmezle yenmesi ayrı bir tattı.

Kızlar çeyizini hazırlamak için sadece kışları değil yaylada bir ay zamanları vardı. Ta ki ekinler olgunlaşıp nenelerimiz bir ay sonra yaylaya gelmeye başlayıncaya kadar. Nenelerimiz yaylada gümrüklere yağ basarken, torbalara keş doldururken kızlarda köyde ekin işlerlerdi.

Ağustos ortasında yaylada otlar biterken köyde de ekinler bitmesiyle bizim harmanda düvenlere binişimiz de biterdi. Köyde harman kalktıktan sonra köyü özlemler başlardı. Nasıl ki yaylaya köy kararı ile geliniyorsa, yayladan inişte öyle olurdu. Yayladakiler haber bekler göç ne zaman inecek diye. Çünkü hazırlık yapılacaktı Göç Önü’ nünde yenmesi için keşli ekmek ve yarma aşı yapacaklardı nenelerimiz.

Köydeki kızlar ve gelinler ise pancar sarması, erik, üzüm v.s. getirirlerdi Göç Önü’nüne, açılırdı sofralar, demlenirdi çaylar, doldurulurdu tuluktan ayranlar… çağırılırdı oradaki eş dostlar. Göç Önü’ de şimdiki şenliğimizi andıran hava ile yaşanırdı. Çünkü yayla ve köydekiler hazırladıklarını tamamlayarak Göç Önü’nün de buluşarak yenip içilir eğlenilirdi. İnan ki şimdiki şenliğimiz kadar güzeldi. Neden güzeldi? Çünkü ben o zamanlar çocuktum. Sizinde bildiğiniz gibi çocuklukta yaşanan her şey güzel olur. Sanki oğlakların anneleri ile buluşması gibi bir şeydi Göç Önü…

Temmuz ayında yapılan şenliklerimizde buluşmak dileğiyle…

Selam ve dua ile…

Anlatım :M.Emin KARABACAK (Psikolojik Danışman)

Görseller:Harun Şeker

kaynak; www.siristat.com

İlgili olabilecek yazılar

  1. Hasretin Adı!… “Bozkır”

Bu Yazıyı Paylaş
Eğer bu yazıyı beğendiyseniz
yandaki bölümden yazıyı
arkadaşlarınız ile paylaşabilirsiniz.
Yazar :

Yorum Yaz
İsminiz ( Gerekli )
E-Posta ( Gerekli )
Mesajınız
 

 0 Yorum  5 views kez okunmuş
 0 Yorum  127 views kez okunmuş
 0 Yorum  1.334 views kez okunmuş
 39 Yorum  3.378 views kez okunmuş
 1 Yorum  1.769 views kez okunmuş
 17 Yorum  1.113 views kez okunmuş
 3 Yorum  2.252 views kez okunmuş
 13 Yorum  1.215 views kez okunmuş
 20 Yorum  1.513 views kez okunmuş
 5 Yorum  1.019 views kez okunmuş
 740 Yorum  47.858 views kez okunmuş
 11 Yorum  1.533 views kez okunmuş
 9 Yorum  1.014 views kez okunmuş
 9 Yorum  2.013 views kez okunmuş
 2 Yorum  1.541 views kez okunmuş
 12 Yorum  1.186 views kez okunmuş
 3 Yorum  620 views kez okunmuş
 0 Yorum  1.430 views kez okunmuş
 0 Yorum  1.989 views kez okunmuş
 0 Yorum  1.756 views kez okunmuş
 0 Yorum  372 views kez okunmuş
 0 Yorum  302 views kez okunmuş
 0 Yorum  117 views kez okunmuş
 740 Yorum  47.858 views kez okunmuş
 17 Yorum  1.113 views kez okunmuş
 3 Yorum  2.252 views kez okunmuş
 13 Yorum  1.215 views kez okunmuş
 20 Yorum  1.513 views kez okunmuş
 5 Yorum  1.019 views kez okunmuş
 39 Yorum  3.378 views kez okunmuş
 11 Yorum  1.533 views kez okunmuş
 9 Yorum  1.014 views kez okunmuş
 9 Yorum  2.013 views kez okunmuş
 2 Yorum  1.541 views kez okunmuş
 12 Yorum  1.186 views kez okunmuş
 3 Yorum  620 views kez okunmuş
 0 Yorum  5 views kez okunmuş
 1 Yorum  1.769 views kez okunmuş
 0 Yorum  1.430 views kez okunmuş
 0 Yorum  1.989 views kez okunmuş
 0 Yorum  1.756 views kez okunmuş
 0 Yorum  372 views kez okunmuş
 0 Yorum  302 views kez okunmuş
 0 Yorum  127 views kez okunmuş
 0 Yorum  1.334 views kez okunmuş
 3 Yorum  36.918 views kez okunmuş
 0 Yorum  18.475 views kez okunmuş
 11 Yorum  15.493 views kez okunmuş
 0 Yorum  10.185 views kez okunmuş
 2 Yorum  9.635 views kez okunmuş
TEMA : atheme Wordpress Teması V1
Tasarım : aorhan  Css & Xhtml : Şirzat AYTAÇ  Wordpress Entegre : Betik
Copyright 2014 - Bu siteden hiç bir yazı yada materyal izinsiz koplayanamaz ve kullanılamaz.