ZAFER BAYARAMIMIZI KUTLARKEN

30 Ağustos 2010 Zafer Bayramımızı kutlarken takdirlerinize “Çürüme” adlı kitabımdan bazı alıntılar sunmak istiyorum:
“Sözün burasında, önce Atatürk ve savaş arkadaşlarıyla, Kurtuluş Savaşımızı yürüten nesle Allah’tan gani gani rahmet diliyorum. …..”
(Bu milletin bağrından çıkardığı Gazi Ordusunu ve O’nun zaferlerini ile Zafer Bayramımızı da yürekten kutluyorum!)
“……Allah geçip giden o nesille takipçilerinin taksiratlarını affetsin! Bizleri de Onlara yoldaş ve arkadaş…!
Nitekim onların hayranıyım ben! Onlardaki ruhun hayranı…!
Neden mi?
Orta Toros yaylalarında, Bozkır’a bağlı, dağlık taşlık, “Yilbeği” (Yelbeyi) derler, zor ve çetin ekonomik koşulları yaşayan, köylerimizden birinin ve çok sevdiğim bu ülkenin sıradan bir evladıyım çünkü! ……..”
“……Bu aşama itibariyle hemen eklemek isterim ki Atatürk, hem anne hem de baba taraf olarak; Orta Toroslar’ın bir Yörük’ü idi! Atalarının Balkanlar’a Ora’dan göç ettirildiğini kendisi de bilir, her zaman söylerdi!
Bunlar kanıtlandı zaten: O Karaman’lıydı, Bozkır’lıydı, Hadim’liydi. O en büyük Türkiyeliydi! Allah’ın ülkeme en yüce armağanıydı! Ve O tam bir Bozkır Oymaklısı Sarışınıydı! Bu kan, tam bir Türk kanıydı! Çünkü “Türk olmak”; vatanını sevmek, cesur olmak anlamında bir kültür medeniyetinin adıydı!
Öyle ya; Bozkır Oymağı, düşmana yengi verip, yenici; bozgun verip bozucu anlamlarında “Boz!” ile, yok edip ortadan kaldırıcı, kıran verip kırıcı, kırıp geçirici anlamlarındaki “Kır!” eylemsel emirlerinden alarak adını; “Bozkır”, olmuştu…!
Ve ülkemin İlk Müdafaa-i Hukuk Teşkilatlarından birisini bu oymağın adamları kurmuş, Kurtuluş Savaşı’ndaki yerlerini hemencecik almışlardı!
Zamanın Yelbeği Köyü Muhtarı Delimam (İmamların Deli Meymet/ Mehmet ) Dedem bu teşkilatın kurucu üyesi ve köyler temsilcilerinin önde gelenlerindendi.
Tekraren hepsi cennet mekân, bizler de onlara yoldaş olalım efendim…”
************************
Çocukluğum Kara Mehmet (Gara Meymet) Dedemin yanında geçti. O’nun ve diğer aile büyüklerimin örnekliği, “Delimam” dedemin kahramanlık hikayeleriyle büyüdüm ben!
Kara Mehmet Dedem (inşallah cennet mekan), Sarıkamış’ta donamamış, Çanakkale’de, Sargı Yeri’nde şehitlik şerbetini içememiş bir Kurtuluş Savaşı Gazisiydi. Asıl birliği İstanbul’daydı. Dolayısıyla İstanbul İşgali’nin çilesini, kurtuluşunun onurunu yaşamıştı.
İstanbul kurtulup da, terhis edildiğinde komutanı O’na:
“Mehmet, ben sizin oraları bilirim. Siz dört taşın üzerine iki ardıç koyar, ona “ev” dersiniz. Tarlanız takkanız da verimsiz, taşlıktır. Şunca sahipsiz evlerden, dükkanlardan dilediğine sahiplen de, kal buralarda….”
Dediğinde O:
“Hayır Kumandanım. Ben bir evin bir oğluyum. Memleket iyice burnumda tüttü. Köyümün hasreti içimi yakıyor. Hem anam da yolumu bekliyordur. Dünya malı değil mi? Ben istemem buraları, döneceğim.” diyerek köyüne dönen, tok gönüllü, sözüne güvenilen adam gibi bir adamdı!
Muhtarlığında soyadımı seçmiş, sözünde “Duran’dı…!”
**************************
Çocukluğum Kara Mehmet Dedemin yanında geçtiğinden, akranlarıyla aralarındaki sohbetlere sıkça tanıklık ettim… Bu vesileyle o yüce gönüllü insanların hayatlarının son demleriyle, değerli hatıralarını paylaşabilmiş oldum! İşte bu paylaşımdan dolayı kendimi her zaman bahtiyar saymışımdır! Sayıyorum; sayacağım!
Devlet kendilerine maaş bağlama kararı almış, Onlardan başvuru isteniyordu. Aralarında görüştüler: “Biz Allah için, Vatan için savaştık; ücret için savaşmadık!” “Bu güne kadar da maaşla gelmedik! Biz emeğimizi burada satmayız!” “Ücretimizi ancak Allah’tan isteriz; maaşa müracaat falan da etmeyiz.” dediler! Ve öylece karar kılıp uyguladılar! Uyguladılar ama, sakın siz onları mali yönden zengin falan sanmayın. Tam tersine, bu anlamda yokluklar içindeydiler; içindeymişler…! Ama onların böyle olduklarını ben nice zaman sonra fark edebildim ancak…! Çünkü Onlar aç dahi kalsalar bunu kimselere belli etmezlerdi. Ve hiçbir şeye eğinti edip hallerini bildirmezlerdi. Bırakın bildirmeyi, başkasının bilmemesi için her türlü yönteme başvururlardı.
Onlara “Kişisel geçmişimdir.” diye hayran olduğumu falan sanmayın! Zaten Onlar hepimizindir; diğer hepsi de bizim… Ben sadece Onların taşımış oldukları o yüce ruhun hayranıyım! Yaptıkları işin, kurdukları Cumhuriyet’in hayranıyım!
Ben işte onlara ve taşıdıkları ruha hep bu yüzden hayranım! Daima hayran olacağım da…! Rabb’imden, çocukluğumu paylaşmayı nasip ettiği O gözü, gönlü tok; yüce ruhlu, yüce gönüllü insanların şefaatini (arkadaşlığını) hem bu dünya, hem öbür dünya için dilerim hep!”
İşte bu duygu, düşünce ve anılarla önce Yüce Milletimin, sonra da bağrından çıkardığı Gazi ve Muzaffer Ordusunun Zafer Bayramını, naçizane olarak yürekten kutluyorum!
Yüce Ruhlu ve yüce gönüllü olalım ve öylece kalalım efendim!
Av. Mehmet DURAN
İlgili olabilecek yazılar
Şimdiye kadar hiç yorum yok.