İSTANBUL’UN FETHİ

Yazar: tunahan Mayıs - 30 - 2009 2 Yorum

Milletimiz tarihi açısından önemli günlerden birisi de, İstanbul’un fethidir. Bu fethi önemli kılan en önemli unsur; İstanbul’un fethi ile ilgili olarak Peygamber Efendimiz (S.A.V) Efendimi’in buyurduğu: “Kostantiniyye (İstanbul), elbette fetih olunacaktır. O’nu fetheden komutan ne güzel komutan, O’nun askeri ne güzel askerdir.” hadisidir. (1)

(1) Müslümanların hemen hemen hepsi, Bu hadiste belirtilen, kumandan ve asker olabilmek için, ellerinden gelen gayreti göstermeye başladılar. İstanbul’a düzenlenen seferlere, yaşlarının hayli ilerlemesine rağmen, bir çok sahabe iştirak etmişlerdir. Bunların en meşhuru ise, yaşının doksanın üzerinde olduğu tahmin edilen Eba Eyyüb el-Ensari’dir. Eba Eyyüb El-Ensari, Peygamber (S.A.V) Efendimiz’in Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra, kendi evi yapılana kadar, 6 ay Eba Eyyüb El-Ensari’nin evinde misafir kalmıştır. Bu sahabe, Peygamber Hadisi’nde belirtilen ordunun askerinden olabilmek için, orduya katılmış ve İstanbul önlerine gelmiş ve burada şehid olmuştur.

İSTANBUL KUŞATMALARI

Karadeniz ve Akdeniz’i birbirine bağlayan deniz yolu üzerinde kurulu olan İstanbul, günümüzde olduğu gibi, o zamanlar da, oldukça önemli bir şehirdi. 1453 yılına kadar, farklı zamanlarda, Avarlar, Araplar, Avrupalılar ve Osmanlılar tarafından, defalarca kuşatılmış, fakat gerek Bizans’ın sahip olduğu Rum ateşi (grejuva), gerekse şehrin o zamanlar için aşılamaz olarak görülen surları, bu fetih hareketlerini başarısız kılmıştı.

Sayıları 29 olan kuşatmalar sırayla şunlardır:

–M.Ö 340 Makedonya Kralı Phillippe

–M.Ö 194 Roma İmparatoru Septim Severus (Başarılı olmuştur.Şehir artık Romalılara bağlanmıştır.)

–M.S 616 İran Hükümdarı Keyhüsrev

–M.S 626 İranlılar ve Avar Türkleri ortak

–M.S 665 Emevi Halifesi Muaviye

–M.S 667 Emevi Halifesi Muaviye

–M.S 672 Emevi Halifesi Muaviye

–M.S 712 Emevi Halifesi I.Velid

–M.S 722 Emevi Halifesi I.Velid (Yalnızca Galata Limanı alınmış,Arap Camii inşa edilmiştir.)

–M.S 782 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)

–M.S 854 Abbasi Halifesi Mütevekkil

–M.S 864 Ruslar

–M.S 869 Abbasi Halifesi Mütevekkil

–M.S 936 Ruslar

–M.S 959 Macarlar

–M.S 970 Abbasiler (Kent haraca bağlanmıştır.)

–M.S 1203 Latinler (Latinler İstanbul’u 1261′e kadar ellerinde tuttular.)

–M.S 1302 Venedikliler

–M.S 1348 Cenovalılar

–M.S 1391-1396 Osmanlı Padişahı I.Bayazid (Şehir İstanbul’da bir Türk Mahallesi kurulması isteğine karşı çıkılması üzerine ablukaya alınmıştır.)

–M.S 1412 Osmanlı Şehzadesi Musa Çelebi

–M.S 1422 Osmanlı Padişahı II.Murat

–M.S 1437 Cenovalılar

–M.S 1453 Osmanlı Padişahı II.Mehmed (Başarılı olmuştur.Sonrasında şehir Türklerin hakimiyeti haline girmiştir.)

Bunun yanında Atilla’nın, Vikinglerin, Bulgarın ve Gotların da, kuşatma yaptığı bazı kaynaklarda geçer ama tarihleri bilinmemektedir.

Yanında herhangi bir açıklama yapılmayan kuşatmalar başarısız kuşatmalardır. (2)

KUŞATMA HAZIRLIKLARI

Sultan II. Mehmed, İstanbul’un fethine karar verdiğinde, o zamanki başkent Edirne’de, İstanbul’un aşılamaz olarak bilinen surlarını, yerle bir edebilmek için o güne kadar görülmemiş büyüklükteki, şahi olarak bilinen topları döktürmüştü. II: Mehmed ayrıca, hazırlanmakta olan bu topların yanı sıra, Bizans’a denizden gelebilecek yardımları engellemek için, Yıldırım Bayezid tarafından inşa edilmiş olan Anadolu Hisarı’nın karşısına, Rumeli Hisarı’nı (Boğazkesen Hisarı) yaptırdı.

Yapılan hazırlıkların kendisine yönelik olduğunu anlayan Bizans İmparatoru Konstantin, Sultan II. Mehmed’i hediyelerle vazgeçirmeye çalışırken, bir yandan da Avrupa devletlerine elçiler yollayarak, onları durumdan haberdar ediyor ve yardım istiyordu. Ancak 1054 yılında Hıristiyanlığın Katolik Kilisesi ve Ortodoks Kilisesi olarak ikiye ayrılması sebebiyle, Papa V. Nikola Bizans’ı desteklemeyi pek düşünmüyordu. Bazı İtalyan şehir devletleri, askeri birliklerini Bizans’a yardımcı olmak amacıyla, İstanbul’a yollasa da, Avrupa’nın büyük devletleri, Bizans’ı desteklememe kararı almışlardı. Yardımlarla birlikte Bizans ordusu, 2.000′i paralı olmak üzere 9.000 askerden oluşuyordu. Şehri savunan duvarlar, 22,5 km.yi bulan uzunluklarıyla, dönemin en güçlü surları olarak biliniyordu.

Sultan II. Mehmed, 20.000 yeniçerinin de dahil olduğu 100.000 kişilik bir kuvveti yönetiyordu. Rumeli Hisarı’nı inşa ettirmenin yanı sıra, bir de donanma kurdurmuştu. Ordusunu İstanbul civarında toplamış; bu arada, yardım göndermelerini önlemek amacıyla, bazı Balkan devletlerine ordular göndererek, gelebilecek yardımları önleme, yardım yollamayı düşünenlere ise, gözdağı verme yoluna gitmiştir. Durumun giderek ümitsizleştiğini gören Bizans İmparatoru, surların önüne geniş hendekler açtırmış, Haliç’in güvenliğini sağlamak amacıyla da, girişine zincir çektirmişti.

KUŞATMA

Ordusu ile İstanbul’un önünde bulunan Sultan II. Mehmed, Bizans İmparatoru’na elçi göndererek teslim olması çağrısında bulunmuş, ancak reddedilmişti. Bunun üzerine tarihteki en son İstanbul kuşatması başladı.

Kuşatma, Türk topçusunun, surları top ateşine tutmasıyla başladı. Bizans ordusu ise, surlarda açılan gedikleri kapatmaya çalışıyordu. Osmanlı, donanması ile de Haliç’i zorluyor, fakat zinciri aşamadıkları için gemiler Haliç’e giremiyordu. Günlerdir süren kuşatmanın, henüz başarı getirememiş olması ve Ceneviz donanmasından gelen yardımın, Boğaz’ı geçerek Haliç’e girmesi Sultan II. Mehmed’i sinirlendirmiş ve atını boğazın sularına sürerek, donanmasına emirler yağdırmış, komutanlarına da, saldırı için orduyu hazırlamalarını emretmişti.

SALDIRI HAZIRLIKLARI

Sultan II. Mehmed, Theodosius Surları’na ve şehrin su ile çevrili olmayan tek bölgesini, batıdan gelebilecek saldırılardan koruyan hendeklere saldırmayı tasarladı. Ordu 2 Nisan 1453′te, şehrin doğusuna yerleşti. Toplar, haftalarca surları dövdü, fakat yeterli gedik açamadı. Topların yeniden doldurulmaları zaman aldığı için, her atıştan sonra Bizanslılar, hasarın çoğunu tamir edebiliyorlardı.

Daha sonra, yeraltı tünelleri yapıp, surların altını kazarak, yarma yolunu denediler. Kazıcıların çoğu, Sırp Despot’u tarafından Nvo Brdo’dan gönderilen Sırplardı ve Zağnos Paşa’nın emri altındaydılar. Lakin Bizanslılar, Johannes Grant adında, Alman olduğu söylense de, muhtemelen İskoç olan bir mühendisi görevlendirdiler. Johannes karşı tüneller kazdırdı ve Bizans birlikleri, tünellere girip, Osmanlı işçileri öldürdüler. Diğer tüneller de, suyla dolduruldu. Son olarak Bizanslılar, önemli bir mühendisi esir alıp işkence yaparak, sonradan yıkılan tünellerin hepsinin yerini öğrendiler.

Sultan II. Mehmed, şehrin ödemeyeceğini bildiği çok büyük vergi karşılığında, ablukayı kaldırmayı önerdi. Bu da geri çevrilince, Bizanslı askerlerin kendi birlikleri tükenmeden önce, bitkin düşeceğini bilerek, saf güçle duvarları alt etmeyi tasarladı.

NİHAİ SALDIRI VE FETİH

29 Mayıs sabahı, saldırı başladı. Hücumun ilk dalgasını, mümkün olabildiği kadar çok Bizans askerini öldürmeye niyetli, acemi askerler olan azaplar oluşturuyordu. Ayrıca Haliç’ten de baskı uygulayabilmek için, gece yağlı kütükler üzerinde karadan, Haliç’e taşınan gemiler; o sabah Bizans askerlerine, kötü bir sürpriz olmuştu. Anadolululardan oluşan ikinci dalga, şehrin kuzeydoğusundaki, topla kısmen hasar almış Blachernae Surları’nın (okunuşu: blakernai ) bir bölümüne odaklanmıştı. Uzun süren bu çarpışmalar sonucunda, Ulubatlı Hasan adındaki bir yeniçeri, aldığı kırk ok darbesine rağmen, hayatta kalarak, Osmanlı sancağını dikmiş, bununla ateşlenen Osmanlı ordusu, 29 Mayıs 1453′te İstanbul’un surlarını aşmıştı.

Ancak, savaş henüz bitmemişti. Hayatta kalan Bizans askerleri, Osmanlı askerleriyle, sokak aralarında çarpışıyorlardı. Kısa süren bu çatışmalardan sonra, Bizans ordusu yenilmiş ve Sultan II. Mehmed önderliğindeki Osmanlı ordusu İstanbul’a tamamen hâkim olmuştu.

Bizans temsilcileri, şehrin anahtarlarını teslim etmek için Osmanlı Ordusu’nun bulunduğu yere gelmişler, Akşemsettin ve Molla Gürani gibi büyüklerin, hükümdar olacağını tahmin ederek, anahtarları onlara vermek istemişlerdi. Fakat bu ulu kişiler, kendilerinin hükümdar olmadığını, yanlarında bulunan yirmi bir yaşındaki genç hükümdar II. Mehmet’i göstererek, hükümdarın O olduğunu söylemişlerdir.

Kendisine anahtarları teslim etmeye gelen elçiye genç hükümdar şöyle diyordu:

“Evet, hükümdar benim, Padişah benim, Fatih benim. Fakat beni yetiştiren, beni Fatih yapan hocalarımdır. Ben onların eseriyim. “ (3)

1-Camiussağir, Cilt:2, Sayfa:104

2-www.istanbulunfethi.com

3- Kültür Bakanlığı Göynük Akşemsettin Türbesi Notları.

http://www.konyahaber.com.tr

No related posts.

Eğitim, Tarih

Şimdiye kadar 2 yorum var.

  1. BOZKIR diyor ki:

    Tarihi bizlere yaşattığınız için teşekkürler

  2. hasan kanar diyor ki:

    Sanla serefle yazilmis,yuce millete bu tarih,
    hiristiyan alemi,yuzlerce yildir hala cok uzgun.
    Nice murtetler gordum tanidim,onlarda,musterih,
    mayis yirmidokuz,yili,elliuc,ejdat yadigari,mutlu gun


 

REKLAM

ÖNE ÇIKAN

Beden Eğitimi (BESYO) Özel

Posted on : Ağu - 28 - 2009

Beden Eğitimi (BESYO) Özel Yetenek Sınavında Başarıya Etki ...

Bu Vaziyetteki Bozkır’dan

Posted on : Mar - 12 - 2009

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki hatırladığım kadarıyla Bozkır’dan profesyonel ...

Meram Fevzi Çakmak İ.Ö.O.

Posted on : Oca - 8 - 2009

  08.01.2009 Saat 10:00 da Selçuklu Belediyesi halı sahasında ...

BBP Genel Başkanı Sayın M

Posted on : Mar - 25 - 2009

"Genel başkanımız Kahramanmaraş'taki mitingden sonra, Yozgat'a gitmek üzere ...