<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Muammer Tunahan &#187; Eğitim</title>
	<atom:link href="http://www.muammertunahan.com/tag/egitim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.muammertunahan.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Jan 2012 12:37:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Meslek Seçerken Dikkat Edilecek Hususlar</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/egitim/meslek-secerken-dikkat-edilecek-hususlar.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/egitim/meslek-secerken-dikkat-edilecek-hususlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Jun 2011 07:10:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[meslek seçim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=4032</guid>
		<description><![CDATA[Bu günlerde ilköğretimden liseye geçişlerden ve ÖSS sonuçlarından dolayı öğrencilerimiz çok önemli bir tercih yapmak durumundadırlar. Tercih yapacak öğrencilerimizden bu yazımızı dikkatle okumalarını istiyorum. Bizim öğrencilik yıllarımızda okullarda meslek seçimi ve mesleklerin tanıtılması adına fazla bir etkinlik yapılmazdı. Ortaokul bitip hangi liseye kayıt olmalıyım?  Liseyi bitirince hangi üniversiteyi tercih etmeliyim? Gibi sorulara uygun bir cevap verecek kişi çok azdı. Bu işi bizim yerimize babalarımız düşünür ve kendilerince uygun olan tercihi<a href="http://www.muammertunahan.com/egitim/meslek-secerken-dikkat-edilecek-hususlar.html">&#160;Read More...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/meslek-seçerken-dikkat-edilecek-hususlar.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7595" title="meslek seçerken dikkat edilecek hususlar" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/meslek-seçerken-dikkat-edilecek-hususlar.jpg" alt="" width="253" height="199" /></a>Bu günlerde ilköğretimden liseye geçişlerden ve ÖSS sonuçlarından dolayı öğrencilerimiz çok önemli bir tercih yapmak durumundadırlar. Tercih yapacak öğrencilerimizden bu yazımızı dikkatle okumalarını istiyorum. Bizim öğrencilik yıllarımızda okullarda meslek seçimi ve mesleklerin tanıtılması adına fazla bir etkinlik yapılmazdı. Ortaokul bitip hangi liseye kayıt olmalıyım?  Liseyi bitirince hangi üniversiteyi tercih etmeliyim? Gibi sorulara uygun bir cevap verecek kişi çok azdı. Bu işi bizim yerimize babalarımız düşünür ve kendilerince uygun olan tercihi yaparlardı.<span id="more-4032"></span></p>
<p>Mesela ben Tarih öğretmeni olmak istiyordum ama babam sağa sola danışmış ve o zaman öyle uygun bulmuş ki (!) beni Bozkır Endüstri Meslek Lisesi’ne yazdırdı. Okulun dersleri bana çok ağır geliyor bedensel ve ruhsal olarak müfredat eziyordu. Tüm bu şartlara rağmen meslek lisesinde okumuş olduğum alandan değil, hiçte alakası olmayan daldan meslek edindim. (Beden Eğitimi Öğretmeniyim) Verdiğim örnek yanlış anlamasın, meslek liselerini eleştirmek için bunları yazmıyorum aksine meslek liselerini çok yararlı buluyorum ama çocuklarımızın hangi okula kayıt yaptırmalarının ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışıyorum.</p>
<p>Günümüz eğitim anlayışında meslek seçimine çok küçük yaşlarda başlanmasının önemli olduğunu ilgili çalışmalarla ortaya konmuştur. Her bireyin hayatının ileriki safhalarını etkileyecek olan meslek seçiminde göz önünde bulundurmanız gereken hususları aşağıda bir bir sıraladım. Umarım siz veli ve öğrenciler meslek seçimi belirli bir plan doğrultusunda yaparsanız</p>
<p><strong>Meslek Seçimi Ne Demektir.</strong></p>
<p>• Doğru tercih iyi bir yaşamın başlangıcı demektir.</p>
<p>• Birçok insan seçmiş olduğu mesleğin getireceği hayat biçimini bilmediği ve incelemediği için başarısız ve verimsiz olmuştur!</p>
<p><strong>Karar Verme Sürecinde İzlenen Basamaklar</strong><br />
1.  Bireyin yeteneklerini belirlemesi (Ben neler yapabilirim?)<br />
2.  İlgi alanlarını belirlemesi (Ben ne istiyorum?)<br />
3.  İş değerlerinin belirlenmesi (Nasıl bir iş istiyorum, ben ne istiyorum?)<br />
4.  Kişilik özelliklerinin belirlenmesi (Karakterim nasıl?)<br />
5.  İlgi duyulan mesleklerin incelenmesi.</p>
<p><strong>Mesleğe Girmek İçin Aranan Özellikler.</strong><br />
• Yaş, cinsiyet, boy, kilo, dış görünüş ile ilgili belirli şartları var mı?<br />
• Mesleğe nasıl girilir?<br />
• Sınavla atama, ya da kişisel gayretler.<br />
• Hangi yaşlar arasında yapabilirim?<br />
• Sosyal güvenliği var mı?</p>
<p><strong>Mesleğin Getireceği Kazanç</strong><br />
• Bu meslekte çalışanların ortalama kazancı ne kadardır?<br />
• Kazançlar günlük, haftalık, aylık veya mevsimlik olarak değişiyor mu?<br />
• Aynı meslekte çalışanlar arasında ülkenin değişik bölgelerinde yaşayanlarda kazanç bakımından farklılık var mı?</p>
<p><strong>İş Bulma İmkânı</strong><br />
• Seçilecek olan mesleğe talep ne durumda?<br />
• Bölge ya da mevsime göre gereklilik gösteriyor mu?<br />
• İş bulma imkânı kolay mı?<br />
• Bu mesleğe duyulan ihtiyacın azalması veya artması söz konusu mu?<br />
• Kamu ve özel sektörde iş bulabileceği gibi serbest çalışma imkânı da var mı?</p>
<p><strong>Şu, Sözleri Hiç Unutma</strong><br />
• Çocuğuna meslek öğretmeyen, ona hırsızlık yolunu açar.<br />
• Başarıya ulaşamayanların yüzde doksanı yenilgiye uğramamıştır… Sadece pes etmişlerdir.<br />
• Edison’un asistanı: “700. denemede başarısız olduk” dediğinde; Edison: “Hayır, başarısız olmadık, yapmamamız gereken 700 şeyi öğrendik” diye cevap veriyor.</p>
<p>Yapacağınız tercihlerde isabet etmeniz dileğiyle…</p>
<p><strong>Muammer TUNAHAN<br />
</strong></p>
<p>Meram Gödene Toki İlköğretim Okulu</p>
<p>Beden Eğitimi Öğretmeni</p>
<p>muammertunahan@hotmail.com</p>
<h1><strong><span lang="TR"><span><span style="font-family: Cambria;"><span style="font-size: 130%;"><span><span lang="TR">© </span></span></span></span></span></span></strong><strong><a href="../egitim/">www.muammertunahan.com</a></strong></h1>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/egitim/meslek-secerken-dikkat-edilecek-hususlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgili Öğretmenim!</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/bozkir/sevgili-ogretmenim.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/bozkir/sevgili-ogretmenim.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Nov 2010 07:13:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bozkır]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=135</guid>
		<description><![CDATA[Okşayıcı yağmuruyla ve tatlı güneşiyle Nisan ayı gelmiş, pırıl pırıl gök, cıvıl cıvıl kuşlar, meleşen kuzular, vızır vızır arılar, yem yeşil çimenler, şırıl şırıl dereler ve rengârenk çiçeklerle biz çocuklar için Bozkır ve Çağlayan Kasabası cennet gibiydi. Nihayet öğretmenimizden beklediğimiz müjdeyi aldık. Çocuklar bu Pazar Söğüt Yaylasına kır gezisine gideceğiz Kayapınar Köyü İlkokulu da gelecek müsabakalar yapacağız. Sizden özellikle güreşte başarı bekliyorum. Biliyorsunuz güreş Ata sporumuzdur. Herkes hazırlığını yapsın. Fakir<a href="http://www.muammertunahan.com/bozkir/sevgili-ogretmenim.html">&#160;Read More...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span><img class="alignleft size-full wp-image-4601" title="öğretmen" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/öğretmen.jpeg" alt="öğretmen" width="130" height="86" />Okşayıcı yağmuruyla ve tatlı güneşiyle Nisan ayı gelmiş, pırıl pırıl gök, cıvıl cıvıl kuşlar, meleşen kuzular, vızır vızır arılar, yem yeşil çimenler, şırıl şırıl dereler ve rengârenk çiçeklerle biz çocuklar için Bozkır ve Çağlayan Kasabası cennet gibiydi. Nihayet öğretmenimizden beklediğimiz müjdeyi aldık.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><span id="more-135"></span>Çocuklar bu Pazar Söğüt Yaylasına kır gezisine gideceğiz Kayapınar Köyü İlkokulu da gelecek müsabakalar yapacağız. Sizden özellikle güreşte başarı bekliyorum. Biliyorsunuz güreş Ata sporumuzdur. Herkes hazırlığını yapsın. Fakir arkadaşlarımızı da düşünmüş olmalıydı ki beslenmemize abartıcı şeyler koymamamız için bizi tembihledi. Biz sevinçten çığlıklarla sokağa fırladık. Acaba Pazar günü gelecek miydi? Ve geldi. Üçerli sıralar halinde düştük yollara öğretmenimiz zaman zaman yolda molalar veriyor ve bize tabiattan ve tabiatın yaratılışından örnekler veriyordu.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
O gün, güreşte biz, futbolda da komşu köy ilkokulundaki arkadaşlar kazandı. Çok güzel bir gezi oldu. Kır çiçekleri topladık, yakartop, birdirbir ve saklambaç oynadık. Söğüt Pınarının donduran suyunun başında yemeklerimizi yedik. İkindi üzeri komşu köy ilkokulundaki arkadaşlarla vedalaşıp yola düştük. Yolu yarılamıştık ki hava karardı.<br />
Öğretmenimiz:<br />
—Çocuklar bu mevsimde havaya güven olmaz. Öncelikle yağışlı havalarda; çukurlarda, dere yataklarında ve vadilerde bulunmamız tehlikelidir. Adımlarınızı sıklaştırın bakalım! Demişti. Başımıza gelecekler kalbine mi doğmuştu ne?</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
Ani bir fırtına çıktı ve dolu yağmaya başladı. Tam Yuvalca yokuşunu inmiş aşağı köprüye varmıştık, ahşap derme-çatma köprüden karşıya geçiyorduk ki ne görelim? Yukarıdan çamur rengi seller bize doğru geliyordu.<br />
Öğretmenimiz:<br />
—Çocuklar dere yatağından uzaklaşın ve olduğunuz yerde kalın diye bağırdı.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
Ama birinci sınıf öğrencisi küçük Ali dinlemedi. Telaşlandı ve koşarak bizden yana geçmek istedi. Tam o köprünün üzerindeyken sel köprüyü aldığı gibi sürüklemeye başladı. Biz çok şaşırmış çığlıklar atıyorduk. Öğretmenimiz Ali’yi kurtarmak için koştu ve suya atladı. Arada sırada suya batıp çıkan Ali’yi yakalamıştı ki ayağı mı kaydı ne? Ne oldu bilmiyoruz, öğretmenimizle küçük Ali’yi bir iki defa daha suya batıp çıkarken gördük ve bir daha göremedik.<br />
Hava kararmış arka arkasına şimşekler çakıyor karanlığın bağrına iniyor yolumuzu aydınlatıyordu. Bütün arkadaşlar çığlık çığlığa köye doğru koşuyor, sınıf başkanımız en önden köye ulaşmış haber vermiş, herkes yayla yoluna koşmuştu. O gün eve gece yarısı vardık ama Ali ve öğretmenimiz olmadan.</span></p>
<p class="MsoNormal"><span><br />
İkinci günü yağmurla beraber sularda durulmuş, sabahın ilk ışıklarıyla herkes çayda onları arıyordu. Babamda arayanlar arasındaydı. Mantakı da bir Söğüt ağacının çatalına takılmışlar Ali öğretmenimizin kucağında imiş, babam dedi ki o ölürken bile öğrencisini bırakmamış öylece kucağındabasmış… Büyük insandı vesselam diyerek anlatıyor hıçkırıklarını tutamıyordu.</span></p>
<p class="MsoNormal">
<div class="MsoNormal"><span><br />
Arkasından biz öğrencilerini, köylüyü, iki çocuğu ve eşini gözyaşlarıyla yetim bırakmıştı. Onları yine ölümünde olduğu gibi kucak kucağa defnettiler. Kalbi insan sevgisiyle dolu olan güzel insan sen unutulmazsın! Evet, her açışta dualarımızda sana da yer veriyoruz ve seni unutmayacağız!</span></div>
<div><span>NOT: Sayın Muammer Hocam; Tavsiyeniz üzerine takip ettiğim www.bozkirpostasi.com.tr ve Bozkır Postası Gazetesi beni baba yurdu şirin Bozkır’ıma bağlıyor. Bunun yanında sizin yazılarınızı okumaktan büyük keyif alıyorum. Yukarıda yazmış olduğum BOZKIR ÖYKÜSÜNÜ fedakar tüm öğretmenlere ithaf ediyorum.<br />
Saygılarımla arz ederim</span></div>
<div><span><strong>Şeyma ERGÜN</strong><br />
Kozağaç İ.Ö.O. Öğrencisi</span></div>
<div><span>Şeyma ERGÜN kızımıza yazmış olduğu bu güzel öyküden dolayı teşekkür eder okuyucularımızın takdirine bırakıyorum.</span></div>
<p><strong>Muammer TUNAHAN<br />
</strong></p>
<p>Meram Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu</p>
<p>Beden Eğitimi Öğretmeni</p>
<p>muammertunahan@hotmail.com</p>
<h1><strong><span lang="TR"><span><span style="font-family: Cambria;"><span style="font-size: 130%;"><span><span lang="TR">© </span></span></span></span></span></span></strong><strong><a href="../egitim/">www.muammertunahan.com</a></strong></h1>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/bozkir/sevgili-ogretmenim.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>11</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>M. Akif’in Türk Eğitimi’ndeki Yeri</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/egitim/mehmed-akif.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/egitim/mehmed-akif.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Mar 2010 10:29:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Tarih]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet-akif]]></category>
		<category><![CDATA[milli-mücadele]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=533</guid>
		<description><![CDATA[Bugün Milli Şairimiz Mehmed Akif Ersoy&#8217;un 72. Vefat Yıl Dönümü. Saygıyla ve Rahmetle Anıyor, Fatiha&#8217;lar Gönderiyoruz. Mehmet Akif Ersoy (1873–1936), İstanbul Baytar Mektebini bitirmiş, bu meslekte ülkenin birçok yerini gezmiştir. 2. Meşrutiyetin ilk yıllarında Halkalı Ziraat Mektebinde Kitabet, Darülfünunda Edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Milli Mücadeleye katılmış Burdur Milletvekili olarak TBMM’ye girmiş ve Şubat 1921’de İstiklâl Marşı’nı yazmıştır. 1926–1936 arasında kaldığı Mısır’da Üniversite Türk Edebiyatı okutmuştur. Kurtuluş savaşı döneminde TBMM Hükümeti, öğretmenlere,<a href="http://www.muammertunahan.com/egitim/mehmed-akif.html">&#160;Read More...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/mehmedakif.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-534" title="mehmedakif" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/mehmedakif.jpg" alt="" width="272" height="204" /></a><strong>Bugün Milli Şairimiz Mehmed Akif Ersoy&#8217;un 72. Vefat Yıl Dönümü. Saygıyla ve Rahmetle Anıyor, Fatiha&#8217;lar Gönderiyoruz.</strong><br />
Mehmet Akif Ersoy (1873–1936), İstanbul Baytar Mektebini bitirmiş, bu meslekte ülkenin birçok yerini gezmiştir. 2. Meşrutiyetin ilk yıllarında Halkalı Ziraat Mektebinde Kitabet, Darülfünunda Edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Milli Mücadeleye katılmış Burdur Milletvekili olarak TBMM’ye girmiş ve Şubat 1921’de İstiklâl Marşı’nı yazmıştır. 1926–1936 arasında kaldığı Mısır’da Üniversite Türk Edebiyatı okutmuştur.<span id="more-533"></span><br />
Kurtuluş savaşı döneminde TBMM Hükümeti, öğretmenlere, aydınlara, bazı isyan bölgelerinde, isyancıları doğru yola getirmek için kurulan nasihat heyetleri’nde ve daha genel olarak, halkı Milli Mücadelenin amaçları hakkında aydınlatmaları amacıyla görevler vermiştir.<br />
Mehmet Akif gibi bazı aydınlar da kendiliklerinden bu görevi üstlenmişlerdir. Mehmet Akif’in bu konudaki çalışmaları önem taşır. O, Büyük saygınlığı bulunan güçlü bir şair ve düşünür olduğu için, Kurtuluş Savaşı yıllarında giriştiği halkı aydınlatma çabalarında çok etkili olmuştur. O en önemli siyasi meseleleri bile Kur’an’dan örneklerle inandırıcı bir dille açıkladığı için, geniş kitleler tarafından büyük bir dikkatle ve saygı ile dinlenmiştir.<br />
Şubat 1920’de Balıkesir Zağanos Paşa Camiinde şöyle der: “Yabancılar yüzyıllardır ayrılık tohumlarını aramıza serptiler. Eğer biz Müslümanlar yaşamak istiyorsak toplumda ayrılığa, dargınlığa yol açabilecek en önemsiz söz ve hareketlerden bile çekinmeliyiz.”<br />
Kasım 1920 Kastamonu Nasrullah Camiinde; “güler yüz gösteren düşmanları dost edinmemek gerektiği” yolundaki bir ayeti (Âli İmran, 118) açıkladıktan sonra, sözü iç isyanlara getirir: “Müslümanlar gözünüzü açın! Yıllardır bizim iliğimizi kurutan iç meselelerin hepsi düşman parmağı ile çıkartılmıştır. Bugün de, BOZKIR, Adapazarı, Düzce, Biga, Gönen, Konya isyanları hep düşmanların işidir. Artık kime hizmet ettiğinizi, kimin hesabına bir birimizin gırtlağına sarıldığımızı anlamalıyız!”<br />
Nasrullah Camiindeki bu konuşmasında Osmanlı Devleti’nin Sevr Antlaşması ile milletin nasıl esarete itildiğini gösterir. O batılı devletlerin Türkler ve Müslümanlara ilişkin oyunlarını halkın gözleri önüne serer. Fakat şu açıklamayı yapmayı da gerekli bulur: “Batılılara karşı olan duygumuzu hiçbir zaman onların ilmine, sanatlarına yansıtmamalıyız. Çünkü medeniyetin bu alanlarında onlara uymazsak yaşayamayız”<br />
Mehmet Akif’in Eğitim Görüşleri Şöyledir:<br />
Tanzimat’ta açılan mektepleri şöyle eleştirir: Bunlar TÜKETİCİ ADAM yetiştirmektedir. Ülkenin işine yarayacak, ihtiyaçlarını giderecek adam yetiştirememektedir. Çünkü öğrenciler “görmeden okumakta hayatı anlayamamaktadırlar.” Mekteplerden çıkanlar Batının müspet bilimini değil, kötülüklerini alıp gelmektedirler. Bu durumun sorumluları, milli, dini değerleri tanımayan, halkından kopmuş öğretmenlerdir.<br />
Çocukları kendi yetiştiğimiz biçimde değil, Hz. Ali’nin de dediği gibi gelecek için ciddi biçimde ve eğitim biliminin esaslarına göre yetiştirmemizi ister. “Sekiz yaşında ezberlediğim birçok şeyi ancak otuz yıl sonra anlayabiliyorum!(…) Çocuklarımız bugün de okuduklarını anlamıyorlar, beyinlerinde bilgiyi emanet para gibi taşıyıp duruyorlar. Biz sersem olduk diye çocuklarımızı da mutlaka kendimize mi benzetmeliyiz?” diyerek belirtmiştir.<br />
İyi bir öğretimde, öğretmenler kadar iyi ve uygun yazılmış ders kitaplarının da önemini savunmuştur.<br />
Ona göre bizim arzulanan biçimde bir toplum olmamamız eğitimimizin hatasıdır. Bizi birey olarak değil, toplum olarak ta değiştirecek bir eğitime ihtiyacımız vardır: “Bakıyorum, ayrı ayrı pek iyi adamlarız. Bizi medeniyette geride bırakan milletlerin fertlerinde bizdeki büyüklükler yok. Sonra bakıyorum, bir yere bir toplum teşkil edemiyoruz. Çünkü o eğitimden yoksunuz. Bizim muhtaç olduğumuz eğitim asıl bu ikinci eğitim olacaktır.”<br />
O medreselerinde şiddetle eleştirir: Medereseler artık İbni Sina, Gazali vb. gibi bilim adamları yetiştiremiyor, Kur’an’dan “kuru mânâ” çıkarmakla uğraşıyorlar, “yalancı dünya” felsefesi ile toplumu uyutuyorlar.<br />
Halkın camilerde vaaz, hutbe ve nasihat yoluyla eğitilmesine de çok önem verir. Der ki: Camiler, halkın aydınlanması için ne uygun yerlerdir! Fakat ne yazık ki, cahil vaizler, hocalar İslâm’ı geniş kitlelere yanlış anlatıyor ve onları dini hikâyelerle meşgul ediyorlar. Ona göre vaizler “kâfir oldun!” tehdidi ile cemaati korkutmaktadır. Oysa halkı aydınlatması gereken bu kişilerin, insanların nasıl yoldan saptıklarını ve doğru yola nasıl getirilebileceğini bilmesi, insanların ellerinden tutup onlara yardımcı olmayı başarabilmesi gereklidir.<br />
Bir yazısında, vaizler için der ki: “Vaaz (camilerde halka verilen öğütler, telkinler) bir israiliyat (eskilerin masal ve hurafeleri vs.) olacaksa vazgeçtik! Müslüman cemaate artık içtimaiyat lazım, içtimaiyat! (İçtimaiyat burada bilim olarak, Sosyoloji’den çok, dünyayı, toplumsal olayları anlamaya imkân verecek sosyal, siyasal bilgiler vs. anlamındadır). Doğuda, Batıda, Kuzeyde, Güneyde ne kadar Müslüman varsa zillet içinde, sefalet içinde, esaret içinde, yaşadığını, sefil bir milletin elinde kalan dinin mümkün değil yükseltilemeyeceğini bilmeyen, anlamayan vaizi kürsüye yanaştırmamalı. Vaiz milletin geçmişini ve bugününü bilmeli. cemaati geleceğe hazırlamalı…”<br />
Ona göre Devletin çökmeye yüz tutmasının nedeni, beşikte kulağa fısıldanan, öğretmenler, yazarlar, devlet adamları tarafından işlenen bir hayat ve eğitim felsefesidir. Bu, dayakla terbiye vermeyi amaçlayan, korkak, ürkek, hareketsiz, karamsar nesiller yetiştiren bir felsefedir ve en büyük hatamız budur.<br />
Sonuç olarak Mehmet Akif mektep ve medresenin ikisinden de mevcut halleriyle ülkeye gerçek bir yarar gelmeyeceğini söylemiş, eleştirileriyle dikkatlerin eğitim konusuna yönelmesinde etkili olmuştur. O eğitimde Batının bilimi ile Kur’an hükümlerinin ve milli değerlerimizin sentezini beklemiştir. Nesillerin beşikten başlayarak, ülke geleceğine ilişkin karamsar değil iyimser yetiştirilmesi gerektiğini haykırmıştır ki bu onun eğitim düşüncemize en önemli katkısıdır.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/cenaze.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-538" title="cenaze" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/cenaze.jpg" alt="" width="500" height="377" /></a></p>
<p>Mehmet Akif vasiyeti üzerine Çanakkale Şehitlerinin de bulunduğu Edirnekapı Şehitliğinde yatmaktadır. Ölümünden 72 yıl sonra bile görüşleri ne kadar haklı ve canlıdır. Bir NESLİ ASIM olarak rahmet ve şükranla anıyorum.<br />
Kaynak: Prof.Dr. Yahya AKYÜZ; Türk Eğitim Tarihi. Kültür Koleji Yayınları İstanbul, 1994</p>
<p><strong>Muammer TUNAHAN<br />
</strong></p>
<p>Meram Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu</p>
<p>Beden Eğitimi Öğretmeni</p>
<p>muammertunahan@hotmail.com</p>
<h1><strong><span lang="TR"><span><span style="font-family: Cambria;"><span style="font-size: 130%;"><span><span lang="TR">© </span></span></span></span></span></span></strong><strong><a href="../egitim/">www.muammertunahan.com</a></strong></h1>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/egitim/mehmed-akif.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklara Ne Kadar Harçlık Verilmeli?</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/egitim/cocuklara-ne-kadar-harclik-verilmeli.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/egitim/cocuklara-ne-kadar-harclik-verilmeli.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2009 21:12:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[harçlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=5029</guid>
		<description><![CDATA[Para kazanmak ne kadar önemli ise para harcamak da o kadar önemlidir. Çocuklara verilen harçlıklar, yetişkinlik çağında parayı nasıl kullanması gerektiğini öğretecektir. Bazı anne babalar, kendilerinin yokluk içinde büyüdüklerini düşünerek; “bizler görmedik, yiyip içemedik” diyerek çocuklara fazla harçlık verme çabası içerisindedirler. Anne babaların bu tutumu hem aile ekonomisini olumsuz etkilenmesine hem de çocuğun doyumsuz olmasına neden olmaktadır. Çocuklara fazla harçlık vermek, çocukta zamanla doyumsuzluğa sebep olacaktır. Her istediğini alan çocuk,<a href="http://www.muammertunahan.com/egitim/cocuklara-ne-kadar-harclik-verilmeli.html">&#160;Read More...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-777" title="memin" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/memin-240x300.jpg" alt="memin" width="118" height="147" />Para kazanmak ne kadar önemli ise para harcamak da o kadar önemlidir. Çocuklara verilen harçlıklar, yetişkinlik çağında parayı nasıl kullanması gerektiğini öğretecektir.<br />
Bazı anne babalar, kendilerinin yokluk içinde büyüdüklerini düşünerek; “bizler görmedik, yiyip içemedik” diyerek çocuklara fazla harçlık verme çabası içerisindedirler. Anne babaların bu tutumu hem aile ekonomisini olumsuz etkilenmesine hem de çocuğun doyumsuz olmasına neden olmaktadır.<span id="more-5029"></span></p>
<p>Çocuklara fazla harçlık vermek, çocukta zamanla doyumsuzluğa sebep olacaktır. Her istediğini alan çocuk, farklı alanlara ve farklı isteklere yöneleceğinden, çocuğun kötü alışkanlıklara düşme ihtimalini artıracaktır.<br />
Her istediği alınan çocuk, yarının mutsuz ve doyumsuz yetişkini olacaktır. Her şeyi olduğu halde mutsuz olan yüzlerce insan görmekteyiz.<br />
Çocuğa fazla harçlık vermek, kendi çocuğuna olduğu gibi diğer çocuklara da büyük zarar vermektedir; çünkü okullarda sosyoekonomik seviyesi farklı çocuklar bulunmaktadır. Harçlığı olmayan yâda yetersiz olan çocuk, arkadaşının bol para harcamasından olumsuz etkilenecektir. Bu çocukta üzüntü, moral bozukluğu ve özgüven eksikliğine sebep olacaktır.<br />
Toplumsal hayatta olduğu gibi okullarda da çocuklar, çalışkanlarla çok parası olanları daha çok severler. Çocuklar, bunları çıkarları için seveceklerinden, çocuklara fazla harçlık vererek çocukların arkadaşlık ilişkilerini olumsuz etkilememek gerekir.<br />
Bununla birlikte çocuğa yetersiz yâda hiç harçlık vermemekte yanlıştır. Çocuk yok yoku bilmeyeceğinde arkadaşlarıyla kendisini kıyaslamasına, anne babasının kendisini çok para harcayan arkadaşının anne babası kadar sevmediği zannına kapılmasına neden olabilir. Bunun yanında yeterli harçlık alan çocuk, ailesi tarafından kendisinin sevildiği ve evin vazgeçilmez bir bireyi olduğunu hissetmesini sağlar.<br />
Okula yetersiz yâda harçlıksız gelen çocuk; kendisini yetersiz, güvensiz ve sevilmeyen biri olarak görebilir. Bunun sonucunda da çocuk; arkadaşlarının malına ve arkadaşlık ilişkilerine zarar verebilir.</p>
<p>Çocuklara Neden harçlık verilmeli?</p>
<p>Çocuğa harçlık vermekteki amaç kendi ihtiyaçlarını karşılamasını öğretmektir. Çocuklara harçlık verilirken nasıl harcaması gerektiği de öğretilmelidir. Bu ihtiyaçların içinde kantinden alacağı yiyecekle okul ihtiyaçlarının önceliklerini ayarlayabilmesidir.</p>
<p>Çocuklara verilen harçlıktaki amaç çocuğun sorumluluk duygusunu geliştirme, tasarruf yapmasını öğretme, anlık isteklerini erteleyebilme, özgüven kazandırma, hedefleri için para biriktirmesini öğretmektir.</p>
<p>Paylaşmayı öğretmek için arada sırada olsa fazla harçlık verilerek (arkadaşına da al) küçük yaştan itibaren paylaşmasını öğretilmelidir.</p>
<p>Harçlıklar ne kadar ve nasıl olmalı?</p>
<p>Çocuklara verilen harçlıklar, düzenli, abartısız ve tutarlı şekilde verilmelidir. Çocuklara verilecek harçlığın miktarı ise çocuğun temel ve okul ihtiyaçları göz önünde bulundurularak çocukla birlikte karar verilmelidir.<br />
Sabah kahvaltısı yapmadan okula giden çocukların harçlıkları tekrara gözden geçirilmesini öneririz; çünkü bu çocuklar harçlıklarıyla besleyici ve doyurucu yiyecekler almamaktadırlar. Bu da çocukların başarılarını olumsuz etkilemektedir. Bununla birlikte kahvaltı yapmadan okula gitmeyi alışkanlık haline getiren çocuk, yetişkinlikte de işe kahvaltı yapmadan gidecektir.</p>
<p>Çocuklara verilecek harçlıkta 1.2.3.4.sınıf öğrencilerine günlük verilmesi uygundur. Çünkü bu çocuklarda soyut zekâ tam gelişmediği için vereceğiniz harçlıkları hemen harcayabilirler. İlköğretim 5.6.7.8. sınıf öğrencilere haftalık, lise öğrencilerine ise aylık verilmesi uygun olabilir.<br />
Zamansız harçlığını harcayan çocuklara ara harçlık verilmemelidir. Amaç harçlığını uygun bir şekilde harcamayı ve tasarruf yapmayı öğretmektir. Bununla birlikte çocukların harçlıklarını nerede ve nasıl harcadıklarına dikkat etmek gerekir.<br />
Atalarımızın:“Az verme hırsız, çok verme arsız olur” öğüdünü unutmamak dileğiyle&#8230;</p>
<p><strong>Mehmet Emin Karabacak<br />
Psikolojik Danışma ve Rehberlik Uzmanı</strong></p>
<p><strong>m.emin.karabacak@hotmail.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/egitim/cocuklara-ne-kadar-harclik-verilmeli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zil Çaldı!..</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/egitim/zil-caldi.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/egitim/zil-caldi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Sep 2009 07:19:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Fevzi Çakmak İ.Ö.O.]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[okullar açıldı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=4458</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemiz bugün 2009-2010 Eğitim-Öğretm Yılına merhaba dedi. Yaklaşık üç ay gibi uzun bir tatilin ardından bu gün okullarda ziller çalarak öğrencileriyle cıvıl cılvıldı. Öğrencilerimiz uzun tatilin akabinde okullarına olan özlemini daha ilk gün okulları doldurarak göstermiştir. Tüm öğrencilerimize 2009-2010 Eğitim-Öğretm Yılının sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyorum. Muammer TUNAHAN Meram Fevzi Çakmak İ.Ö.O. Beden Eğitimi Öğretmeni www.muammertunahan.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4461" title="okullar açıldı" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/okullar-açıldı.jpg" alt="okullar açıldı" width="218" height="158" />Ülkemiz bugün 2009-2010 Eğitim-Öğretm Yılına merhaba dedi. Yaklaşık üç ay gibi uzun bir tatilin ardından bu gün okullarda ziller çalarak öğrencileriyle cıvıl cılvıldı. Öğrencilerimiz uzun tatilin akabinde okullarına olan özlemini daha ilk gün okulları doldurarak göstermiştir.<span id="more-4458"></span></p>
<p>Tüm öğrencilerimize 2009-2010 Eğitim-Öğretm Yılının sağlık, mutluluk ve başarı getirmesini diliyorum.</p>
<p><strong>Muammer TUNAHAN</strong></p>
<p>Meram Fevzi Çakmak İ.Ö.O.</p>
<p>Beden Eğitimi Öğretmeni</p>
<p><strong>www.muammertunahan.com</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/egitim/zil-caldi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnnâ Lillâhi ve innâ ileyhi raciûn</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/yasam/inna-lillahi-ve-inna-ileyhi-raciun.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/yasam/inna-lillahi-ve-inna-ileyhi-raciun.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Aug 2009 20:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[musa selim kaya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=4147</guid>
		<description><![CDATA[Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi; gülyüzlü kardeşim Musa Selim Kaya; 09.08.2009 tarihinde geçirdiği elim trafik kazası sonrasında rahmeti rahmana kavuşmuştur. Kaya ailesinin, Altınekin Dedeler Köyünün ve Tüm Türk-İslam Aleminin başı sağ olsun. Her hafta sonu sohbet etme imkanı bulduğum ve yaptığım sohbettlerden lezzet aldığım Musa Selim kardeşimin vefatını öğrenince çok hüzünlendim ve kendi kendime galiba 2009 bizim yaprak dökümümüz olacak dedim. Musa Selim kardeşimize bir kitap sözüm vardı o kitabı<a href="http://www.muammertunahan.com/yasam/inna-lillahi-ve-inna-ileyhi-raciun.html">&#160;Read More...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-4149" title="musa_selim_kaya" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/musa_selim_kaya.jpg" alt="musa_selim_kaya" width="69" height="93" />Selçuk Üniversitesi Tarih Bölümü öğrencisi; gülyüzlü kardeşim Musa Selim Kaya; 09.08.2009 tarihinde geçirdiği elim trafik kazası sonrasında rahmeti rahmana kavuşmuştur.</p>
<p><span id="more-4147"></span>Kaya ailesinin, Altınekin Dedeler Köyünün ve Tüm Türk-İslam Aleminin başı sağ olsun.</p>
<p>Her hafta sonu sohbet etme imkanı bulduğum ve  yaptığım sohbettlerden lezzet aldığım Musa Selim kardeşimin vefatını öğrenince çok hüzünlendim ve kendi kendime galiba 2009 bizim yaprak dökümümüz olacak dedim. Musa Selim kardeşimize bir kitap sözüm vardı o kitabı alıp genlere verecegim inşallah</p>
<p>- Daha tomurcuk iken solan gülüm ruhun şad olsun!..</p>
<p>Yüce mevladan dileğim Musa Selim Kardeşimizi, kendinden önce ebediyete intikal eden tüm salih kullarına komşu eylesin.</p>
<p>www.muammertunahan.com<br />
Mail: muammertunahan@hotmail.com<br />
MSN: m-tunahan@hotmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/yasam/inna-lillahi-ve-inna-ileyhi-raciun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ali Özkul&#8217;un Okuma Azmi</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/yasam/ali-ozkulun-okuma-azmi.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/yasam/ali-ozkulun-okuma-azmi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 May 2009 17:44:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Konya Haberleri]]></category>
		<category><![CDATA[Öğrenci Fotoğrafları]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ali özkul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=3335</guid>
		<description><![CDATA[Konya&#8217;nın Akşehir ilçesinde görme engelli İmam Hatip Lisesi öğrencisi Ali Özkul, okuma azmiyle görenlerin takdirini kazanıyor. Akşehir Anadolu İmam Hatip Lisesi 10. sınıf öğrencisi Ali Özkul, okuma azmi ve yaşama sevinciyle, tüm akranlarına örnek oluyor. Yatılı kaldığı okulda bütün işlerini kendi başına yapan Özkul, katıldığı En İyi Ezan Okuma Yarışması&#8217;nda da il birincisi oldu. Ailesi, Ilgın ilçesi’nde kalan ve okuldaki tek görme engelli öğrenci olan Ali Özkul, Diyanet İşleri Başkanlığı<a href="http://www.muammertunahan.com/yasam/ali-ozkulun-okuma-azmi.html">&#160;Read More...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/ali-ozkul.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3337" title="ali-ozkul" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/ali-ozkul.jpg" alt="" width="240" height="161" /></a>Konya&#8217;nın Akşehir ilçesinde görme engelli İmam Hatip Lisesi öğrencisi Ali Özkul, okuma azmiyle görenlerin takdirini kazanıyor.</p>
<p>Akşehir Anadolu İmam Hatip Lisesi 10. sınıf öğrencisi Ali Özkul, okuma azmi ve yaşama sevinciyle,<span id="more-3335"></span> tüm akranlarına örnek oluyor. Yatılı kaldığı okulda bütün işlerini kendi başına yapan Özkul, katıldığı En İyi Ezan Okuma Yarışması&#8217;nda da il birincisi oldu.</p>
<p>Ailesi, Ilgın ilçesi’nde kalan ve okuldaki tek görme engelli öğrenci olan Ali Özkul, Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yapılan, hafızlık sınavını da kazanarak, ‘hafız’ unvanı aldı.</p>
<p>Okulu bitirince, İlahiyat Fakültesi&#8217;nde okumak istediğini dile getiren Özkul, &#8220;Türkiye&#8217;nin en iyi üniversitelerinin birinin, İlahiyat Fakültesi bölümünde, okumak istiyorum. Okulu bitirip, vaiz olmak ve inşallah ileride de, müftü olmak istiyorum.</p>
<p>Halkımızın, bizleri ikinci sınıf vatandaş olarak görmesine, tepki vermeliyiz. Bir işi, bunlar yapamaz denildiği zaman, kesinlikle bu işi başarmak için, uğraşmalı ve yapmalıyız. Ayrıca, kimseye kendimizi acındırmayacağız. Hangi topluma gidersek gidelim, kendimizi acındırmadan, işlerimizi hâlledelim. Ayrıca, haklarımızı savunmamız gerekir&#8221; dedi.</p>
<p>Alıntı: Memleket Gazetesi</p>
<p><a href="http://www.konyahaber.com.tr/cgi-bin/index.pl?">http://www.konyahaber.com.tr</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/yasam/ali-ozkulun-okuma-azmi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anadolu’daki Küçük Bahçem!</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/yasam/kucuk-bahcem.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/yasam/kucuk-bahcem.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2008 08:51:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Babam ile Alandaki bahçemizde gezerken; “Şu dönümdeki ağaçları ilk çocuğum olduğu zaman, şunları yağmurlu bir havada, şu erikleri ince ince yağan kar altında ve şu ağaçları sen askerdeyken diktim”. Gibi geçmişi yâd eden sözlerle bahçedeki meyve ağaçlarını anlatır. Hani “Mecnun’un yanında duran hep Leyla’yı duyarmış” derler ya onun gibi o yetmiş beşlik koça çınar bahçesini değil aşkını anlatır. O sözlerini hep “bu bahçe sevgi ve sabırla büyüdü” diye bitirir. Benim<a href="http://www.muammertunahan.com/yasam/kucuk-bahcem.html">&#160;Read More...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;"><img class="alignleft size-full wp-image-4295" title="Buminhan Temizkan" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/Buminhan-Temizkan.jpg" alt="Buminhan Temizkan" width="99" height="135" />Babam ile Alandaki bahçemizde gezerken; <strong>“Şu dönümdeki ağaçları ilk çocuğum olduğu zaman, şunları yağmurlu bir havada, şu erikleri ince ince yağan kar altında ve şu ağaçları sen askerdeyken diktim”</strong>. Gibi geçmişi yâd eden sözlerle bahçedeki meyve ağaçlarını anlatır. Hani “<strong>Mecnun’un yanında duran hep Leyla’yı duyarmış” </strong>derler ya onun gibi o yetmiş beşlik koça çınar bahçesini değil aşkını anlatır. O sözlerini hep <strong>“bu bahçe sevgi ve sabırla büyüdü”</strong> diye bitirir.</span></p>
<p><span style="Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;" align="justify"><span style="x-small;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Benim de <strong>Anadolu’da küçük bir bahçem var!</strong> Ağaçları biraz farklı ama olsun. Bu da benim bahçem. Hüzünlü bir eylül günü memleketimde(11.09.1996) Bozkır Atatürk İ.Ö.O.’da fidan dikmeye başladım. Hüzünlü dedim çünkü iki yıl önce aynı gün <strong>&#8220;Tunceli&#8217;nin Mazgirt ilçesi, Darıkent beldesinde</strong> aralarında can yoldaşım ve aynı mefkûreye inandığım yiğit <strong>Buminhan Temizkan</strong> ve 10 öğretmen okulda öğrencilerinin huzurunda şehit edilmişti. O gün hüznü ve sevinci birlikte yaşamanın ne olduğunu ta yüreğimde hissettim. Adeta bayrak değişimi gibiydi. Anadolu adlı güzel bahçede fidan yetiştirme sırası bende idi. </span><span id="more-97"></span><span style="Times New Roman;"><span style="Times New Roman;">Acemilik yıllarım hariç öğrencilerimle bir arkadaş gibi birçok güzelliğe imza attım. Dünyaya bir daha gelsem yine Beden Eğitimi Öğretmeni olmak isterim. Çünkü:“<strong>Beden eğitimi dersini öğrencilerin hayatının önemli bir parçası olarak görüyorum. Ruhun manevi değerlere, zekânın bilgiye olduğu kadar, bedenin de spora ihtiyacı vardır. Bu dersi, spor ile ilgili temel bilgilerin, becerilerin ve alışkanlıkların yanında; öğrencilere dışa yönelik duygu ve ihtiyaçlarını rahatlıkla ifade etme imkânı kazandırmak; arkadaşlık, komşuluk ve dostluk bağları güçlendirmek olarak görüyorum.”</strong></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Bozkır’da hizmet ettiğim yıllar yapılmasını planladığım çeşitli düşüncelerim zamanın vizyonsuz ve siyaset bezirgânı idareciler tarafından uygun bulunmamıştı. Askerlik dönüşü askerliğinde kazandırdığı birikimle 2000 yılında tayin olduğum Meram Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu’nda düşündüğüm bu düşüncelerimi <strong>“Mareşal Fevzi Çakmak Kültür, Sanat, Çevre ve Spor Etkinlikleri” </strong>adıyla hayata geçirme fırsatı buldum. Önceleri sadece atletizm ve futbol dallarında yaptığımız çalışmalar okulumuza atanan Okul Müdürümüz Sayın Mehmet Şahin’in destek ve teşvikleriyle birçok spor dalına yayarak yıllarca sürdürdük. Bu yıl tekrar yapacağız. Şöyle geriye doğru dönüp baktığımda bir hayli yol aldığımızı müşahede ediyorum. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;"><span style="small;">Kazandığımız ilk madalyayı, ilk şampiyonluğu, <strong>1. Mareşal Fevzi Çakmak Kültür, Sanat, Çevre ve Spor Etkinlikleri</strong>’ni ve bu organizasyonun düzenlenmesin de her türlü fedakârlıktan çekinmeyen Beden Eğitimi Öğretmenleri; </span><strong><span style="11pt;">Nuri ÇİMİ</span></strong><span style="small;">, </span><strong><span style="11pt;">Ömer ÖZÇELİK</span></strong><span style="small;">, </span><strong><span style="11pt;">Rasim ACAR</span></strong><span style="small;">, </span><strong><span style="11pt;">Fatih ÇETİNDİL</span></strong><span style="small;"> ve</span><strong><span style="11pt;"> Derviş CERAN</span></strong><span style="small;">’ı unutmam.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">İlk yıllarda öğrencilerimle çok yarışa katılırdık. Öğrencilerde inanılmaz bir istek vardı. Yarış ve müsabakalarda çok şampiyonluklar kazandık. İşte o anlarda kalıcı başarıyı yakaladığımı zannedip çok sevinirdim. Şimdi ise gerçek başarının öğrenciyi mezun ettikten sonra sizlerden aldığı bilgi ve becerilerin ne kadarını hayata aktarabildiğine bakarak başarı ve başarısızlığı değerlendiriyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Şu ana kadar binlerce öğrenci mezun ettim. Her meslekten birçoğunun eli iş tutar oldu. Bir tanesi karşıma geçip de bana şu haksızlığı yaptın diyen veya benden intikam almaya çalışanını Allah’a şükürler olsun görmedim. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Bende babam gibi bahçemdeki dünya tatlısı meyvelerimi anlatarak güzel bir ikramda bulunmak isterim ama inşallah bir başka yazımda. Şimdi özlerimin sonunda <strong>Avrupa’da ve Türkiye’de yapılan araştırmalarda, % 82.29 ile en güvenilen mesleğin öğretmenlik olduğunu</strong> hatırlatarak bu güveni sağlayan ve bizleri hayata hazırlayan, elleri öpülesi tüm öğretmenlerimin öğretmenler gününü tebrik ediyorum.</span></p>
<p><strong><span style="small;"><span style="Times New Roman;">24.11.2008</span></span></strong></p>
<p><strong>Muammer TUNAHAN<br />
</strong></p>
<p>Meram Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu</p>
<p>Beden Eğitimi Öğretmeni</p>
<p>muammertunahan@hotmail.com</p>
<h1><strong><span lang="TR"><span><span style="font-family: Cambria;"><span style="font-size: 130%;"><span><span lang="TR">© </span></span></span></span></span></span></strong><strong><a href="../egitim/">www.muammertunahan.com</a></strong></h1>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/yasam/kucuk-bahcem.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuklara “Hayır” Demesini Öğretmek</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/egitim/cocuklara-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-demesini-ogretmek.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/egitim/cocuklara-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-demesini-ogretmek.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2008 14:22:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[Çocukların yersiz ve zamansız isteklerini yerine getirmede anne baba olarak, nedense çocuklarımıza hayır diyememekteyiz.
Anne baba olarak evin ve kendimizin temel ihtiyaçları dururken sırf onlar üzülmesin yada ağlamasınlar diye onların olmadık istediklerine hayır deme yerine evet demekteyiz. Yâda kalpleri kırılması, arkadaşlarının yanında mahcup düşmesin diye zamansız isteklerine hayır diyememekteyiz. Oysa çocuklar, anne babalarının olduğu kadar toplumsal kuralları ve kendi sınırlarını ancak yerinde ve zamanında onlara verilecek bir hayır cevabıyla öğrenebilmektedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-777" title="memin" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/memin.jpg" alt="memin" width="134" height="168" />Çocukların yersiz ve zamansız isteklerini yerine getirmede anne baba olarak, nedense çocuklarımıza hayır diyememekteyiz.</p>
<p>Anne baba olarak evin ve kendimizin temel ihtiyaçları dururken sırf onlar üzülmesin yada ağlamasınlar diye onların olmadık istediklerine hayır deme yerine evet demekteyiz. Yâda kalpleri kırılması, arkadaşlarının yanında mahcup düşmesin diye zamansız isteklerine hayır diyememekteyiz. <span id="more-63"></span>Oysa çocuklar, anne babalarının olduğu kadar toplumsal kuralları ve kendi sınırlarını ancak yerinde ve zamanında onlara verilecek bir hayır cevabıyla öğrenebilmektedir. Anne baba olarak çocuklara verilecek disiplin eğitiminde; yerinde ve zamanında kullanacağımız hayır, çocuğun kişiliğine çok şeyler kazandıracağı bir gerçektir.</p>
<p>İletişimimde haklı olarak hayır diyebilmeyi öğrenmiş bir çocuk; okulda kötü arkadaşlarına, arkadaşlarının olumsuz isteklerine, ders çalışmasını engelleyen engellere hayır diyebilecektir.<br />
İletişimimde haklı olarak hayır diyebilmeyi öğrenmiş bir çocuk büyüdüğü zaman; kendine güvenen, başkalarının hakkına saygı duyan ve başkalarına hakkını yedirmeyen, haksız isteklere hayır diyebilen, bildiği doğrulardan şaşmayan, doğrularının arkasında olan, kişileri memnun etmek için kriterlerinden taviz vermeyen bir kişi olacaktır. Bu çocuklukta olduğu gibi yetişkinlikte de neler isteyip neleri istemeyeceği, neleri yapıp neleri yapamayacağını bilincine varmasını sağladığı gibi insanların da kendinden neleri isteyip neleri isteyemeyeceğini sağlayacaktır.</p>
<p>Olayın bir diğer boyutuyla da baktığınız zaman ömründe hiç hayır denilmemiş çocuk, isteklerine hep evet denmiş yâda ailenin hayır’larını ağlayarak evet’e döndürmüş çocuklar büyüdükleri zaman; kural tanımayan, başkalarının hakkına saygı göstermeyen, toplumsal kuralları hiçe sayan, küçük çıkarları için arkadaşını harcayan, kendinden başkasını düşünmeyen bir kişi olacaktır. Bunun yanında ömründe duyacağı hayır’lar hep kişiliğine hayır dendiğini zannederek büyük yıkımlar yaşayacaktır. Bunun sonucunda da kendisiyle barışık olmayan, insanlara güvenmeyen, öz eleştiri yapmaktan çok sistemi ve insanları eleştiren bir kişiliğe sahip olacaktır.</p>
<p>Yine bu çocuklar okulda kötü arkadaşlara ve arkadaşlarının kötü isteklerine hayır diyemeyeceği için kendisiyle de barışık olmayan, kendi kararlarını veremeyen bağımlı bir kişi olacaktır.<br />
Çocuk eğitiminde çocuklara hayır derken kararlı ve tutarlı olmak kadar annenin hayır dediği şeylere baba, babanın hayır dediği şeylere de anne evet dememelidir. Çünkü çocuk eğitiminde çocuğa model olmak kadar kararlı ve tutarlı davranmak da çok önemlidir.<br />
Çocuklara hayır demek zor geliyor yâda isteklerine hayır deneceği zaman iki taraf için de yıkıcı olacaksa; “seni seviyorum ama isteğine hayır…” demeniz çocuk kişiliğine değil isteğine hayır dendiği için kendisini olumsuz değerlendirmeyecektir.</p>
<p>Çocuklara kesinlikle hayır denmesi gereken yerlerde hayır denmelidir. Bunda da kararlı olunmalıdır. Çocuk ağlasa da, bağırıp çağırsa da bundan vazgeçilmemelidir.<br />
Sonuç olarak çocuğa yerinde ve zamanında verilecek bir hayır yanıtı, ileri yaşlarda hayır denmesi gereken yerlerde hayır demesini öğreteceği gibi başkalarının hayır’larına da saygı duymasını öğretecektir.<br />
Hayır’lı evlatlar yetiştirmeniz dileğiyle…</p>
<p>Yazar: Mehmet Emin KARABACAK</p>
<p><a href="mailto:m.emin.karabacak@hotmail.com">m.emin.karabacak@hotmail.com</a></p>
<p>NOT: Bu makale <a href="http://www.bozkirpostasi.com.tr">www.bozkirpostasi.com.tr</a> haber portalından alınmıştır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/egitim/cocuklara-%e2%80%9chayir%e2%80%9d-demesini-ogretmek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatın Dili ve Kaybettiklerimiz!</title>
		<link>http://www.muammertunahan.com/yasam/hayatin-dili-ve-kaybettiklerimiz.html</link>
		<comments>http://www.muammertunahan.com/yasam/hayatin-dili-ve-kaybettiklerimiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 23 Nov 2008 10:34:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tunahan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Bozkır]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.muammertunahan.com/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[Kamuda çalışan bir öğretmen olarak memleketin ve Bozkır’ın sorunlarına duyarsız bir kişilik olarak yetişmedim. Her zaman bu konularda aktif bir rol aldım. Bazılarının yaptığı gibi savunduğum ve eleştirdiğim meseleleri kapalı kapılar arkasında anlatmak yerine şeffaf ve meşru zeminlerde dile getirdim.  Haksızlıklara, suiistimallere ve yozlaşmaya karışı duyarsız kaldığım zaman kendime olan saygımı kaybediyorum. Ancak bazı konularda gelen mesajlar da özellikle eğitim, hükümet uygulamaları ve siyasi konularını es geçtiğim yönünde eleştirileri aldım.<a href="http://www.muammertunahan.com/yasam/hayatin-dili-ve-kaybettiklerimiz.html">&#160;Read More...</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-full wp-image-488" title="tunahan" src="http://www.muammertunahan.com/wp-content/uploads/tunahan.jpg" alt="tunahan" width="115" height="144" />Kamuda çalışan bir öğretmen olarak memleketin ve Bozkır’ın sorunlarına duyarsız bir kişilik olarak yetişmedim. Her zaman bu konularda aktif bir rol aldım. Bazılarının yaptığı gibi savunduğum ve eleştirdiğim meseleleri kapalı kapılar arkasında anlatmak yerine şeffaf ve meşru zeminlerde dile getirdim. </p>
<p>Haksızlıklara, suiistimallere ve yozlaşmaya karışı duyarsız kaldığım zaman kendime olan saygımı kaybediyorum. Ancak bazı konularda gelen mesajlar da özellikle eğitim, hükümet uygulamaları ve siyasi konularını es geçtiğim yönünde eleştirileri aldım. Arkadaşların gözünden kaçan bir ayrıntıyı açıklamak istiyorum. Konya İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bana verilen izninde “eğitim” konusundaki yazılarımın makam tarafından incelendikten sonra yayınlanması dikkat çekilmiştir. </p>
<p><span id="more-28"></span><br />
Bu kıstaslara uyarak tam bir yıldır bu gazetede yazı yazıyorum. Yazılarıma yolladığınız olumlu, olumsuzda tüm eleştirilerinizi saygıyla karşılıyorum. Hatta bir yazım için mahkemelik bile oldum. Bunu bile saygıyla karşılıyorum. Fakat bazılarının devlet memuru olmamı bana karşı koz olarak kullanmaya çalışmalarını basitlik geri kafalılık ve fırsatçılık olarak algılıyorum. <br />
Bozkır’daki bir takım art niyetli kişilerin olduğunu, görev yaptığım yıllardan çok iyi biliyorum. Zaman zaman bunlarla hesaplaştım hesaplaşmaya devam da edeceğim. Şu ana kadar gazetede yayınlanan kırk iki adet yazım mevcuttur. Bu yazılarda imla hataları ve devrik cümleler kullansam da kendimi daha güzel yazılar yazabilmek ve hayatın bizden aldıklarının birazda olsa geriye koyabilmek için zorluyorum. Tüm bu kısıtlamalara, rağmen bezen mecaz bazen ima yollu bazen de işaretle de olsa yazmayı sürdüreceğim <br />
Bu hususta sözlerimi Edebiyat Öğretmeni Oktay Tuncer’in bir kısa yorumuyla bağlamak istiyorum: <br />
“Bir gün insan virgülü kaybetti; o zaman zor cümlelerden korkar oldu ve basit ifadeler kullanmaya başladı; cümleleri basitleştirince düşünceleri de basitleşti. Sonra ünlem işaretini kaybetti; alçak bir sesle ve ses tonunu değiştirmeden konuşmaya başladı. Artik ne bir şeye kızıyor, ne bir şeye seviniyordu. Hiç bir şey onda en ufak bir heyecan uyandırmıyordu. Bir sure sonra soru işaretini kaybetti ve soru sormaz oldu, hiç bir şey onu ilgilendirmiyordu. Ne evren, ne dünya, ne de kendi apartmanı umurundaydı. Bir kaç sene sonra, iki nokta üst üste işaretini kaybetti ve davranış nedenlerini başkalarına açıklamaktan vazgeçti. Ömrünün sonuna doğru elinde yalnız tırnak işaretleri kalmıştı. Kendine özgü tek düşüncesi yoktu, yalnız başkalarının düşüncelerini tekrarlıyordu. Düşünmeyi unuttu ve böylece son noktaya erişti.”<br />
<strong><br />
</strong> <br />
<strong>Önemli Açıklama:</strong> Geçtiğimiz hafta sitemiz hizmet dışı iken Bozkır Atatürk İlköğretim Okulu’ndan öğrencim ve çiçeği burnunda meslektaşım, Bilgisayar Öğretmeni Soner Taşlı yazımı okuyamayınca www.muammertunahan.com ismiyle bir kişisel internet sayfası açarak yazılarımı burada toplayıp bir arşiv oluşturmam için bana büyük bir sürpriz yaptı. Bu son yıllarda aldığım en büyük hediyedir kendisine teşekkür ediyor öğretmenlik mesleğinde başarılar diliyorum. Ayrıca akademik çalışmalara gereken önemi vermesini istiyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.muammertunahan.com/yasam/hayatin-dili-ve-kaybettiklerimiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>17</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

